Organ Bağışı
07 Şubat 2018



BIRAKACAĞINIZ   EN   G
ÜZEL  MİRAS,  HAYATTA    İKEN     YAPACAĞINIZ   ORGAN   BAĞIŞIDIR

Tedavisi sadece organ ve doku nakli ile mümkün olan hastalıklar, tüm dünyanın olduğu gibi, ülkemizin de en önemli sağlık sorunlarının başında yer alıyor. Türkiye’de, organ ve doku nakli bekleyen hastaların sayısı her geçen gün artıyor. Özellikle kalp ve karaciğer nakli bekleyen hastalar, uygun organ bulunamaması nedeniyle hayatlarını kısa süre içinde kaybediyorlar.

ORGAN NAKLİ NEDİR?
Tedavisi mümkün olmayan hastalıklar nedeniyle görev yapamayacak derecede hasar gören organların yerine, canlı veya ölüden alınan yeni, sağlam organın konularak hastanın tedavi edilmesine organ nakli denilir.

 

ORGAN BAĞIŞI NEDİR ?
Kişi hayatta iken, serbest iradesi ile tıbben yaşamı sona erdikten sonra doku ve organlarının başka hastaların tedavisi için kullanılmasına izin vermesidir.
Organ bağışında bulunan kişinin organlarının hangi durumda ve nasıl alınacağı 2238 sayılı "Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun"da açıkça belirtilmektedir.
2238 sayılı yasaya göre on sekiz yaşından büyük ve akli dengesi yerinde olan herkes organlarının tamamını veya bir bölümünü bağışlayabilir.

 

ORGAN BAĞIŞI NEREYE VE NASIL YAPILIR? 
-İl Sağlık Müdürlüklerinde,
-Tüm Hastanelerde, (Kamu,Özel,Üniversite)

 

-Aile Sağlığı Merkezlerinde

 

-Toplum Sağlığı Merkezlerinde organ bağışı yapılabilir.

 

Organ bağışında bulunabilmek için; 18 yaşından büyük olmak ve organ bağışı kartını iki tanık huzurunda doldurup imzalamak yeterlidir.
Organ bağışı yapanların,  bu durumdan ailelerini de haberdar etmeleri daha sonra çıkabilecek problemleri önlemek açısından yararlı olacaktır. Çünkü kişi organlarını bağışladıktan sonra ölümü halinde ailesi onay vermezse organları alınamamaktadır.
Organ bağışında bulunan kişilerin organ bağış kartını daima yanında taşıması organ bağışı işleminin gecikme olmaksızın yerine getirilmesini sağlayacaktır.
Kişi organ bağışından vazgeçtiği anda bu kararını ailesine bildirmesi yeterlidir.

 

 

 

 

 

ORGAN NAKLİ KİMLERDEN YAPILIR?

 

 

Organ ve doku nakli, canlıdan ve kadavradan olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilebilmektedir;

 

1- Kadavra  donör  (verici) :   Trafik  kazası, kurşunlanma, beyin   kanaması   vb. nedenlerle yoğun bakımda tedavisi devam

 

ederken, beyin ölümü denilen geri dönüşümsüz beyin hasarı gelişmiş hastaların organları  bağışlandığı takdirde bunlar

  

kadavra donör olarak tanımlanmaktadır.

  

Böbrek, karaciğer, pankreas, kalp, kalp kapaklan, kornea kadavradan nakillerde kullanılmaktadır.

  

2- Canlı donör :   Organ nakli gereken hastanın eşi veya yakın akrabaları doku, kan grubu vb. uyum mevcut ise organ

  

bağışında bulunabilmektedir. Bunlar canlı donör olarak tanımlanmaktadır. Böbrek ve karaciğer canlıdan nakil yapılabilen organlardır.

  

BAĞIŞLANAN ORGANLAR KİMLERE NAKLEDİLİYOR?

 

Öncelikle doku ve kan grubu uygunluğuna göre acil bekleyen hastalara nakiller yapılır. Her hasta için organ nakli kriterleri

  

vardır. Bu kriterleri bilim kurulları (böbrek, kalp, karaciğer) belirler. Organ paylaşımında en önemli öncelik ;

 

Tıbbi aciliyet

 

Doku ve kan grubu uyumudur.

 

Din, dil, ırk, cinsiyet, zengin-fakir ayrımı gözetilmez. 

  

Ulusal Koordinasyon Sistemi tarafından dağıtım yapılır. 

  

Karaciğer ve Kalp hastaları için ülkedeki tüm bekleyen acil hastalar taranır. En uygun alıcıya nakil yapılır. Böbrek alıcıları

 

sırasına göre belirlenir.  Yapılan tüm işlemler kayıt altına alınıp belgelenir.

 

 BEYİN ÖLÜMÜ NEDİR? 

 

Beyin ölümü, beyin fonksiyonlarının irreversibl (geri dönüşümsüz) olarak kaybolmasıdır. Beyin ölümü gerçekleşen kişide

 

solunum ve dolaşım ancak yoğun bakım koşullarında ventilatör gibi destek makinelerine bağlanarak sürdürülebilmektedir

 

Solunum ve kalp atımları yapay olarak sürdürülebilirken, beyin fonksiyonları yapay olarak sürdürülemez . Bu nedenle kişi

 

 beyni öldüğü zaman tıbben ölü kabul edilir. Yoğun bakım ünitelerinde verilen tüm tıbbi desteğe rağmen ortalama 24-36 saat

  

sonra beyin dışındaki organlar da fonksiyonlarını kaybederler.  Beyin ölümü tanısı almış kişilerin hayata dönmesi mümkün

  

değildir.

 

 

BEYİN ÖLÜMÜ İLE BİTKİSEL HAYAT ARASINDAKİ FARK NEDİR?

 

Beyin ölümü ile bitkisel hayat kavramları birbirinden farklıdır. En önemli fark, bitkisel hayattaki hastaların solunumlarının devam etmesidir. Bu

  

hastalar aylarca ya da yıllarca yaşamaya devam etmekte ve bazı durumlarda iyileşerek normale dönebilmektedir. Beyin Ölümü ile bitkisel hayat

  

kavramları birbirinden farklıdır. En önemli fark, bitkisel hayattaki hastaların solunumlarının devam etmesidir. Bu hastalar aylarca ya da yıllarca

 

yaşamaya devam etmekte ve bazı durumlarda iyileşerek normale dönebilmektedir. Beyin ölümünü, çok basit bir benzetme ile vazodaki çiçeğe,

  

bitkisel hayatı ise saksıdaki çiçeğe benzetebiliriz. Vazodaki çiçek istesek de istemesek de birkaç gün sonra solacak ve kuruyacaktır. Oysaki saksıdaki

  

çiçek suladığımız müddetçe solmayacaktır. 

  

ORGAN BAĞIŞI NEDEN ARTMIYOR?

 

 Organ bağışının artmasını engelleyen en önemli unsur bilgi eksikliğidir. İnsanlar organ bağışının ne olduğunu, nasıl

 

yapıldığını bilmiyorlar. Dolayısıyla bilinmeyen bir konuya yaklaşımları da temkinli oluyor. Ölen bir yakınının organlarını 

 

bağışlamayı düşünen bir aile kişinin bedensel bütünlüğünün tamamen bozulacağı endişesini taşıyor. Oysaki organ nakli  

 

ameliyatının herhangi bir ameliyattan (örneğin mide ameliyatı) hiçbir farkı yoktur. Hatta aşırı özen gösteriliyor. Vücut  

 

üzerinde tek bir ameliyat izi dışında kötü bir görüntü olmuyor. Kişinin vücut bütünlüğüne saygı gösteriliyor. Ölen kişinin 

 

yakınları tüm açıklığı ile bilgilendirildiklerinde görüşleri değişebiliyor. 

 

ASILSIZ SÖYLENTİLER DE BAĞIŞLARI ETKİLİYOR .

 

Konuya olan ilgiyi azaltan diğer bir faktör de özellikle internet üzerinde mail grupları arasında dolaşan ‘şehir efsaneleri’

 

dediğimiz söylentiler. “Barda eğleniyordu, sabah kendisini bir küvetin içinde buldu ve böbreği alınmıştı” şeklindeki bu  

 

mailler ve asılsız bazı ihbarlar nedeniyle emniyet ve jandarmanın yaptığı araştırmalardan bir sonuç çıkmamış, şu ana  

 

kadar bu şekilde böbreği alınmış ve tespit edilmiş biri bulunamamıştır. 

 

ORGAN BAĞIŞI DİNİ İNANÇLARA AYKIRI  MIDIR?

Kesinlikle hayır. İslam dini de dahil olmak üzere tüm büyük dinlerde organ bağışına aykırı bir durum yoktur.

 

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 6/3/1980 tarih ve 396 sayılı kararı ile organ naklinin caiz olduğunu

 

bildirmiştir.

 

Bu kararda;

 

  * Zaruret halinin bulunması, yani hastanın hayatını veya hayati bir organını kurtarmak için bundan başka çarenin olmadığının mesleki ehliyet edilmesi, 
* Hastalığın bu yolla tedavi edileceğine ilişkin doktor kararının olması,
* Doku ve organı alınacak kişinin bu işlemin yapılmış olduğu sırada ölmüş olması, 
* Organ veya dokusu alınacak kişinin sağlığında buna izin vermiş olması veya hayatta iken aksine bir beyanı olmamak şartıyla yakınlarının rızasının sağlanması, 
* Alınacak organ veya doku karşılığında hiçbir şekilde ücret alınmaması, 
* Tedavisi yapılacak hastanın da kendisine yapılacak olan nakle razı olması gerektiği belirtilmektedir. 

 

 Aynı zamanda organ bağışı insanın insana yapabileceği en büyük yardım olarak nitelendirilmekte ve "organınızı vereceğiniz

 

kişi yaptığı iyilik ve fenalıklardan kendisi sorumludur" denilmektedir. Kur'an-ı Kerim’de de “Kim, bir insanı, bir can

 

karşılığı  veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür

 

 Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa sanki bütün insanları yaşatmıştır." beyan olunmuştur.(Maide Suresi, Ayet 32)
Organ Bağışı El Broşürü 2

        Organ Bağışı Afişleri
        Afiş-1
        Afiş-2