11–17 Mayıs Dünya Tuza Dikkat Haftası
13 Mayıs 2026

Dünya genelinde ortalama tuz tüketimi, Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) belirlediği önerinin iki katından fazla (10,8 g/gün)dır. Aşırı tuz tüketiminin kan basıncını yükselttiği ve dünya genelinde önde gelen ölüm nedenlerinden olan kardiyovasküler hastalık riskini artırdığı bilinmektedir.

Vücutta kan basıncının düzenlenmesinde, asit-baz dengesinin sağlanmasında ve sinir-kas sisteminde uyarıların iletilmesinde tuzun (NaCl) önemli görevleri bulunmaktadır. Tuz aynı zamanda antiseptik özelliği ile, nem miktarını büyük oranda düşürerek gıdaların bozulmasına neden olabilecek bakterilerin üremesini kontrol altında tutar. Bu da tuzun lezzet verici olmasının yanı sıra geçmişten beri geleneksel mutfakta ve/veya endüstride çeşitli gıdaların saklanmasında, koruyucu olarak da kullanılmaktadır. Ancak günlük tüketim miktarı arttığında birçok sağlık problemine neden olarak insan sağlığını olumsuz etkileyen bir halk sağlığı problemine dönüşmektedir.

Günlük tuz tüketiminin sınırlandırılması; kan basıncının düşürülmesi, inme, kalp damar hastalıkları ve böbrek hastalıkları riskinin azaltmasında en etkili yöntemlerden birisidir.  Günde 5 g’dan daha az tuz alımı inme riskini %23, kalp damar hastalıkları genel hızını %17 azaltmaktadır. Pek çok Avrupa ülkesinde günlük alım 8-11 g olup DSÖ tarafından günde 5 g tüketim önerilmektedir. 

Ülkemizde kişi başı günlük tuz tüketimi 2008 yılında 24 saatlik idrarda Na bakılan analizlere göre yapılan SALTÜRK çalışmasında 15 g bulunmuş olup 2011 yılından beri Türkiye Aşırı Tuz Tüketiminin Azaltılması Eylem Planı uygulanmaktadır. Yapılan müdahaleler sonucunda 2017 Türkiye Beslenme ve Sağlık Araştırmasında günlük kişi başı tuz tüketimi (besinlerden gelen Na ve ilave edilen tuz toplamı) 10.2 g bulunmuştur. Halen ülkemizde önerilen miktarın iki katı tuz tüketimi olup “Türkiye Aşırı Tuz Tüketiminin Azaltılması Eylem Planı” kapsamında çalışmalar devam etmektedir.

Ülkemizde tuz yer altı kaynak tuzları, deniz, göl ve kaya tuzu kaynaklarından elde edilmektedir. Türk Gıda Kodeksi Tuz Tebliği’ne göre işlenmiş tuz; ana maddesi sodyum klorür olan ve insan tüketimine uygun nitelikte üretilen deniz, göl ve kaya tuzlarıdır. İşlenmiş tuz rafine edilmeden veya yıkanmadan piyasaya sunulamaz. Bu tebliğ kapsamında yer alan ürünler etiketi üzerinde tuzun kullanım amacına göre “sofra tuzu”, “sofrada öğütme tuz”, “iri salamura tuzu”, “gıda sanayi tuzu” olarak adlandırılmaktadır. Gıda sanayi tuzu doğrudan tüketiciye sunulamaz. Bunun yanında tuzun elde edildiği kaynak “deniz tuzu veya deniz tuzundan üretilmiştir”, “kaya tuzu veya kaya tuzundan üretilmiştir”, “göl tuzu veya göl tuzundan üretilmiştir”, “yer altı kaynak tuzu veya yer altı kaynak tuzundan üretilmiştir” şeklinde belirtilmektedir.

Değişik isimlerle piyasada bulunan çeşitli tuzların herhangi birinin sağlığa yararlı ekstra etkileri olduğuna dair herhangi bir bilimsel veri bulunmamaktadır. Tüm tuz çeşitlerinin ana bileşeni NaCl olup belirlenen sınırlarda tüketilmesi uygun olacaktır. 

Dünya genelinde, diyetteki tuzun büyük bir kısmı satın alınan gıdalarda bulunur ve bu nedenle işlenmiş ve paketlenmiş gıdalardaki tuz seviyelerini düşürmek için güçlü hükümet önlemlerine ihtiyaç duyulmaktadır.

Ambalajlı gıdalarda ürün etiketlerindeki içerik listesinde Sodyum (Na) ya da tuz (NaCl) miktarının günlük karşılama oranının da belirtilmesi, ön yüz renkli etiketleme olması önemlidir.

Birçok ülkede 2400 mg/gün ya da daha az miktarda sodyum önerilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün son dönemdeki sodyum alımı ile ilgili önerilerinde sodyum alım değeri günlük olarak 2000 mg’dır. DSÖ yetişkinlerde sodyum tüketimin günde 2 gramın altına (5g/gün tuz) düşürülmesini önermektedir.

Aşırı tuz tüketimi çocuk, erişkin ve yaşlı sağlığı ve birçok sağlık sorunu ile ilişkilendirilmektedir. Bu kapsamda Bakanlığımızca Tuz Bilim Kurulumuzun da katkısıyla kişi başı günlük tuz tüketimini azaltmak için çok yönlü çalışmalar sürdürülmektedir.

Tarım ve Orman Bakanlığı ile iş birliği içinde ekmek, salça peynir gibi birçok ürünlerde Türk Gıda Kodeksi Tebliğlerinde düzenlemeler yapılarak tuz miktarları azaltılmıştır. 2018 yılında genel müdürlük düzeyinde endüstri ile Tuz ve Şeker azaltma protokolü imzalanmış olup bu kapsamda birçok firma ürünlerindeki tuz miktarını azalttıklarını beyan etmiştir. Bakanlığımız ile Türkiye Lokantacılar ve Pastacılar Federasyonu (TLKPDF) ve Tüm Aşçılar ve Pastacılar Konfederasyonu (TAŞPAKON) arasında Aşırı Tuz ve Şeker Kullanımını Azaltan Lokantacılar ve Pastacılar Protokolü” imzalanmıştır (2019).

Türk Gıda Kodeksi Tuz Tebliği uyarınca (2013) tuz paketlerinin üzerinde “Tuzu Azaltın Sağlığınızı Koruyun” ibaresi zorunludur.

Okul kantinlerinde satışa sunulan besinler için Bilim Kurulumuzca tuz miktarına yönelik kriterler geliştirilmiştir.

27714 sayılı ve 29.09.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan genelge ile kamu kurumlarının kafeteryalarından ve yemekhanelerinden tuzluklar kaldırılmıştır.

11-17 Mayıs 2026 Bakanlığımız özel gün ve haftalar takviminde Dünya Tuza Dikkat Haftası olarak belirtilmiştir. Bu hafta boyunca tuz azaltma, aşırı tuz tüketiminin sağlık üzerine etkileri konularında toplumda farkındalık oluşturmak için çeşitli etkinlikler yapılmaktadır.